cebirsel ifadeler
30 Nisan 2012 Pazartesi
YOK
suçluyduk zaman zaman
özellikle zaman bizi yorduğunda uyurduk beraber
ve sonra sabah olurdu
görmezden gelirdik
cesaretimizi toplarsak gidebilirdik
ama zaman yorardı
ve biz birbirimizi tanımaya kalkışamadan
sabah olurdu
ve görmeden giderdik tüm hallerini ismimizin
cesarete bakmazdı zaman
istemeden iki parça olurduk
bir toprak kokusu sarardı önce
sonrası kuraklık
ve biz uyandık
İSTANBUL-ADA HATTI
şeritler arabanın altına giriyor
bende ise tarifsiz bir tokluk hissi
camdan bakıyorum
bulutlara karışık duygular hakim
ağlamaklı,dokunmuyorum
ve ön cama bir kuş çarpıyor
kanatlarındaki özgürlük hikayenin son noktası
bak yuvası biraz daha yukarda
yavaşça idrak ediyorum
ölüm keşkeleri hazmetmiyor
o gün biraz daha geç kalsaydım
sen habersiz de olsa ikamet ettiğin yerde olmayacaktın
dedim ya ölüm keşkeleri barındırmıyor
denizin verdiğini aldığı gibi
tanrı alıyor ve seni benden dışarı atıyor
izinsiz girdiğin için
ve ben tanrıya dönüyorum
ilk ve dingin halimle
sabah serinliğinde deniz gibi
28 Nisan 2012 Cumartesi
devir daimin vermiş olduğu huzursuzluğa istinaden
iki çizgi var,ve giderek silinik
hangi yöne gider yürüyen merdiven?
ve üstündeki,kaçıncı basamakta terk eder?
ya da kaç yol var çözünürlüğü yüksek?
seçebilmek aslnda en uzununu seçmek aptal bir marifet
dur! kaçıncı katındayız ayrılığın?
ya da kaçıncı basamağındayız
tekrar edermiş gibi bir hali var merdivenin
yoksa uzun yolun sonunda mıyız?
yok diyorsan ve kabullenemezsen yok oluşumuzu
ya da belki seni deli gibi aramamı istersen
yapılacak tek şey var
evet atla şimdi en üstten,korkma!
insan bazen kendi sonunu yazar
işte bu kağıdın ortasındaki kareden
en sağ alttaki noktaya sesleniyorum
ve sonum yakın hızlıca düşüyorum
iki çizgi var
biri kağıdın ortasından geçiyor epey silik
öteki evet keskin
ve ben seni arıyorum sokakların arasından
en sağ köşeye
bak , yaşıyorsun hala!
isim koymayı unuttum
hangi apartmanın kaçıncı katı ya da
hangi unutulmuş geçmişin kaçıncı ayı
bir çay bardağından ölümün bana geleceği köprüye bakarken
belki neşeli bir tavlanın yalnız zarı
bir gün küsüp giderken ve gece tam ortasındayken bir yenilginin
uzun bir gündüzü bir kabusun ya da geçmişin
oralarda biryerdesin dolayısıyla yerlerdeyim
günlerin yerini alırken upuzun bir gece
ya da neyse
geçmişin uzun bir yoldan geldiği belli
uzun zaman oldu geçmeyeli
otur dinlen ve uzunca ağla
çünkü bu zaman geçmişten geldi
bir uzun yorgunluğunda bir tavla zarının
ya da hangi apartmanın kaçıncı katının
ya da neyse
bir çay bardağından boğaza bakarken
ben soğuk çay soğuk hava soğuk
özledim...
körfez şiirlerinden
saatleri ileri almadan bir gün önceydi
ya da belki seçimlerden
biz yirmi iki saniye için yılları geri almıştık
kızgındın ya da belki kırgın bilemem
tek hissettiğim ben çok parçalıydım
ve çok hücreli hepsinde yalnızlığıma kapalı
neyse çatık iki kaş mıydı beklediğin
ya da buzdan daha keskin bir saçmalama
ama sustum yapmam gereken buydu
zaten olması gereken çoktan gerçekte
ve zaman çok ilerde bugün
müsait değildin hiç bana
sen bölerdin ben susardım sen daha da bölerdin
ben susardım
uykuda yalnızlığım vardı bilemezdin
sesim çıksa duyar mıydın
tanımlarım senden daha farklıydı ya da
sen doğruydun ben eğik
sen yapardın ben yıkardım
sen boyardın ben ağlardım
sonunda simsiyah olurduk
galiba iyi bir ressam olamadın
kayıpları kurtarmak için saklandım
bak şurası evet o siyah boşluk aslında bir içdenizdi
dibini göremedin ve göremezsin
ilerde bir zaman ve geçmiş silindi
bir bulut kalktı ve insanlar kesildi
kimden ne umuldu ve nasıl yokoldu
ve deniz yükseldi içine çekildi sustu sustu şşşşş sakinlik
ve patlama duyuldu kızdı kızdı kırmızılar kullanıldı ve
saatler ileride her şey buz oldu
müsayit olunca sakın arama
tren camından.
konuşmamaktan bir adım öteye yavaşça kayıp
geçici bir dilsizlik durumuna geldi bu aşk
ne kadar özlediğimi söylemekten çekiniyorsam
bir tren çoktan yola koyulmuş demektir
bir toprak özlemişliği sözkonusu ise gözlerimde
ağladıkça çamura dönecek, korkuyorum
ve seni konuşmaya da korkuyorsam
bu tren, rayına küs demektir
dairesel helis.
bugün benim yılbaşım
bir takipsizlik kararıyım
yolun neresinde olduğumu
bilimyorum ama
bugün
bugün ben bir şey öğrendim
büyümüşüm
sessiz bir o kadar da sevdiğim yoldayım
dün küçük bir kızdım
bugün daha büyük ayaklarla yürüyorum
daha çok yürüyorum ve daha çok...
ağrılarım var artık bacaklarımda
ve omuzlarımda
elimde çiçekler yerine kalemler var
bütün acılarıma tanıklık eden
üstelik tükenmezler
çocukken öyle miydi
sildiğimde sade iz ve biraz da silgi çöpü
ve ellerim menekşe kokardı
mor mosmor ve en iştahlısından
sen bilirsin çünkü sen yetiştirirdin
sonra sen gittin
menekşeler gitti çocukluğum gitti
ve büyüdüm
sensiz 10. yılı anıyorum
ve sen yıl başımı rüyamda kutluyorsun
sabahı ise sorma yoktun...
ama ben öyle gerçek rüya içindeydim ki
gülümsedim
ve 10 dakika sonrasını sorma yoktun
ve ben kocaman olmuştum
ve sen hiç gelmeyecektin
büyük olmak zormuş
oysa sen yıllar sonra her şeyin güzel olacağını falan
hem de gözlerimin içine bakarak
neyse yokluğunun 10. yılındayım
ya kendi yokluğumun bilmem kaçıncı yılı
rüyama gel bu konuyu orada konuşalım
ya da her şeyi boşver çok özledim
sadece bunu duy yeter
gittiğin yer nasıl falan filan
son bir şey
çok özledim bu gece gel yeter
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)